song/müzik: aziza a.- soy da ye
hello my dear,
we are two immigrant birds—güney and mayıs.
we’ve dreamed together, read poems to one another,
and let our amateur pens wander across amateur pages.
we’ve been “the other,” “the stranger,”
a friend, a partner, a companion, and the linden tree.
we dreamt of creating a zine together, rooted in and inspired by immigrant and queer lives. but soon we realized we couldn’t afford to print it regularly—shocking news, right? so we thought: let’s build a digital playground instead—open to all kinds of mischief and misfits. yet, we won’t give up on the zine dream, because we love its ever-growing weediness, its unruly, amateur spirit.
this is how the idea of a multilingual, digital blog-zine as a collective playground sparked within us. emerging from berlin but refusing borders, we invite all to co-creation.
this playground will exist as an archive. a living, breathing archive. a space that holds everything: our vulnerabilities, beloved recipes, childhood lullabies, collective struggles, anger, everyday moments—everything that makes life messy and possible.
the official archive—untouchable, institutionalized, inaccessible. its voice dull, deafening in monotony, an echo chamber for hegemonic elites. they claim to tell the truth, neutrally, as facts. yet they narrate nationalisms, imperial centers, colonial heroism, and structural violence—but we refuse this. we refuse others writing our histories. we refuse representation politics altogether: we are not defending life—we are life defending itself.
we hope to contribute to the lineage of counter-archives: created directly by and for the people who make them.
in our imagination, this counter-archive—our nanay fanzin— will be messy, critical, embodied, collectively made, and political.
join us: send poems, stories, photos, videos of you singing your song, or collages. whatever you imagine, whatever you wish to see, let it live here. as aziza h. says: let it be juicy watermelons, big grapes, split peaches… or large dinner tables, dances, halay…
merhaba canım,
biz iki göçmen kuş— birimiz güney birimiz mayıs.
birlikte hayaller kurduk, birbirimize şiirler okuduk,
acemi kalemlerimizi acemi kağıtlarımıza dokundurduk.
biz hem öteki olduk, hem yabancı,
hem arkadaş, eş, dost, hem de ıhlamur ağacı.
birlikte bir fanzin yaratmayı hayal ettik; göçmen ve lubunya yaşamlardan ilham alan, bu deneyimlerle köklenen bir fanzin. ancak, uzun lafın kısası, basılı fanzine belde yetmedi. uslanmadık ama; türlü oyunbozanlıklara açık bir dijital oyun parkı kuralım istedik—her türlü yaramazlığa ve oyunbozanlığa açık. fanzin hayalimizden vazgeçmiyoruz. ayrıkotsuluğunu ve amatörlüğünü sevdik biz onun.
işte geldik buradayız! burası kolektif oyun alanımız: çok dilli, dijital blog-fanzin fikrinin doğuşunun hikayesi. berlin’den yola çıkıyor ama sınırları reddediyoruz; hepinizi ortak yaratım için davet ediyoruz.
bu oyun alanı aynı zamanda bir arşiv olarak var olacak. yaşayan, nefes alan bir arşiv. içinde her şeyi barındıracak: kırılganlıklarımızı, sevdiğimiz tarifleri, çocukluk ninnilerini, kolektif mücadeleleri, öfkeyi, gündelik anları—hayatı karmaşık ve mümkün kılan her şeyi.
Özellikle anti-kolonyalist düşünce ve direniş geleneğinin bize öğrettiği gibi resmî arşivlere şiddetin tarihini görünmezleştiren kurumlar olarak bakıyoruz. Dokunulmaz, kurumsallaşmış ve erişilemez; sesi soluk, tekdüzeliğinde sağırlaştırıcı ve hegemonik elitler için birer yankı odasıdır buralar. toplumsal hakikatleri ve tarihlerimizi tarafsız bir şekilde anlatıyormuş iddiasıyla gerçekçiliğin kaleleri konumundadırlar. halbuki, milliyetçilikleri, imparatorluk merkezlerini, sömürgeci kahramanlıkları ve yapısal şiddeti anlatır dururlar. biz bunu reddediyoruz. buyursunlar objektifçi hülyalarından, düşme garantili, yaşam tanımaz gözlükler yapsınlar. biz o yolun yolcusu değiliz. egemenlerin tarihlerimizi ve hikayelerimizi yazmasına izin vermiyoruz. temsil siyasetine tamamen karşıyız. biz yaşamı savunmuyoruz, biz yaşamız ve kendimizi savunuyoruz.
karşı-arşivler geleneğine katkıda bulunmayı umuyoruz. karşı-arşivler — onu üreten, anlatan, deneyimleyen ve sahiplenen kişiler için varolan arşivler demektir bizim için. hayalimizde, bu karşı-arşiv denemesi, nanay fanzinimiz, eleştirel, bedenselleşmiş, kolektif olarak üretilmiş ve politik bir mecra olması umudunu taşıyor.
hoşgeldiniz canım: şiirlerinizi, hikâyelerinizi, fotoğraflarınızı, şarkılarınızı söylediğiniz videoları veya kolajlarınızı gönderin. ne ararsanız ne dilerseniz içinde onlar olsun! aziza h.’nin dediği gibi: sulu sulu karpuzlar, iri iri üzümler, yarma şeftaliler… ya da geniş sofralar, danslar, halaylar…




